Arama sonuçları

Arama yeri
/ Aramaya git

Arama sonuçları

“âşinâ” için 662 sonuç

Elemût

Farsça · İsim, Özel isim

Hasan Sabbah'ın otuzbeş sene içine sığındığı Kazvin ile Giylan arasında yüksek ve sarp bir kale. [elüh (=karakuş), mut (=yuva) mânâsına olan âmût'dan kısaltılmıştır. Bu kale, yükseklikte; yuvasını yüksek yere yapan karakuş yuvasına benzetilmiş ve bu ad verilmiştir].

الموت

elkab

Arapça · İsim

ünvanlar, soyadları

القاب

enârallâhu kabrehu

Arapça

“Allah mezarını aydınlatsın” mânâsına gelen iyi bir dilek

انار الله قبره

endûd

Farsça · İsim

sürmek, tılâ etmek, sıvamak, yaldızlamak mânâsına olan “endûden” mastarından müştak olup “parlak sıva”, “sıva” mânâsınadır. Zer-endûd: yaldızlı, altın sıva

اندود

ene'l-hakk

Arapça

Hallâc-ı Mansûr'un söylediği: “ben hakkım” mânâsına meşhur bir söz

انالحق

enmele

Arapça · İsim

parmak ucu [kinâye olarak “el” mânâsına kullanılır].

انمله

erendân

Farsça

“hâşâ” mânâsına inkâr ifâde eden bir kelime

ارندان

es-salâ

Arapça

halkı namaza dâvet için kullanılan bir söz mânâsına gelmekle berâber: “kendine güvenen meydana çıksın!” mânâsında kullanılır.

الصلا

esb-efgen

Farsça · Sıfat

yalnız başına düşmana saldıran ve düşman atı öldüren yiğit, cenk eri; kuvvetli, güçlü

اسب افگن

esbgul

Farsça · İsim

karnıyarık denilen tohum. [“gul” kulak mânâsınadır; bu tohumun nebâtı at kulağına benzediğinden bu ismi almıştır].

اسبغول

eşhedü

Arapça

“şâhitlik, *tanıklık ediyorum” mânâsına

اشهد

eşyâh

Arapça · Sıfat

ihtiyarlar, yaşlılar. [“eşyâh” müfret olarak “usul” mânâsına da gelir].

اشياخ

evkat-ı hamse

sabah namazı vakti (tan yeri ağardıktan Güneş doğmasına yakın olan zamâna kadar); öğle; ikindi; akşam; yatsı namazlarının kılındığı vakitler. sabah namazı: dört rekât (ikisi sünnet, ikisi farz). öğle namazı: on rekât (dördü sünnet, dördü farz, ikisi son sünnet). ikindi namazı: sekiz rekât (dördü sünnet “sünnet-i gayri …

eyâ

Arapça, Farsça

“ey, hey!” mânâsına gelen ve Arapça kelime ve terkiplere giren nidâ edâtıdır.

ايا

ez

Farsça

“den, dan” mânâsına gelir.

از

ez-yah

Farsça · Sıfat

“buzdan soğuk” mânâsına gelir.

از يخ

fa'âl-âne

Arapça, Farsça · Zarf

fa'alcasına, fa'al olana yakışacak sûrette, çalışkancasına

فعالانه

fâhte

Farsça · İsim

üveyik kuşu

فاخته

fahûr-âne

Arapça, Farsça · Zarf

fahûrcasına, kendini medhederek, öğünerek, kurularak

فخورانه

fakir

Arapça · Sıfat

zengin olmayan, yoksul, parasız, züğürt

فقير

Fârâbî

Türkçe · İsim, Özel isim

870 veyâ 873 le 950 yılları arasında yaşamış ve Aristo felsefesinin İslâm âleminde yayılmasına yol açmış büyük bir Türk filozofudur. Kendisine muallim-i sânî (felsefede Aristo’dan sonra ikinci üstad) ünvânı verilmiştir. Eserlerinin İbn-i Sînâ üzerinde büyük te’siri vardır. Eserlerini zamânının ilim an’anesi gereğince h…

فارابى

fârık

Arapça · Sıfat

fark eden, ayıran

فارق