Arama sonuçları

Arama yeri
/ Aramaya git

Arama sonuçları

“âşinâ” için 662 sonuç

silsile-i merâtib

Birleşik

büyükten küçüğe veyâ küçükten büyüğe doğru [rütbe sırasına göre]; sosy. hiyerarşi, fr. hiérarchie

sinn-i cevânî

Birleşik

onbeş yaşından otuz yaşına kadar geçen ömür

sinn-i şebâb

Birleşik

yedi yaşından on beş veyâ yirmi yaşına kadar olan zaman

siper

Farsça · Sıfat, İsim

arkasına saklanılacak şey

سپر

sittî

Arapça · Nida

“benim hanımım!” mânâsına bir nidâ

ستى

siyâk u sibâk

Birleşik

sözün gelişi, sözün (öncesinin sonrasına olan) uygunluğu, tutarlığı

sübhân-Allah

Arapça · Nida, İsim

“Allah'ı her türlü arazlardan, kusur, ayıp ve eksikliklerden tenzîh ederim” mânâsınadır

سبحان الله

Süheyl-i Huzzâr

Birleşik

astr. “Sefîne-i Nûh” ile “Süheyl-i Rakkaş” arasına çekilen hat üzerinde bulunan ve “Sefîne-i Nûh”a yakın olan yıldız

Süheyl-i Mahlef

Birleşik

astr. “Sefîne-i Nûh” ile “Süheyl-i Rakkaş” arasına çekilen hat üzerinde bulunan ve “Süheyl-i Huzzâr”dan sonraya kalan yıldız

Süheyl-i Yemânî

Birleşik

astr. “Sefîne-i Nûh” ile “Recül-i Yesâr-i Cevzâ” arasına çekilen hat üzerinde “Sefîne-i Nûh”dan sonra gelen yıldız. [Süheyl doğduğu zaman Yemen'de çıkan âkik taşı, rengini ondan alırmış]

sülhafâ-i mezragiyye

Birleşik

zool. nehir, göl ve bataklıkların kenarında yaşayan, kara kaplumbağasına benzer bir cins kaplumbağa

şâme-geş

Farsça · Sıfat, Birleşik

başına örtü alan

شامه گش

şart-ı lâğv

Birleşik

huk. [eskiden] akd-i bey'in muktezâsından olmayıp ve muktezâ-yi akdi teyîd dahî etmeyip, müteâref olmayan ve akdi yapan taraflardan birine veyâ ma'kud-ün-aleyhe faydası bulunmayan şarttır ki bu şartla beyi' sahih, lâkin şart lağvolur. [başkasına satmamak, yâhut mer'aya salıvermek şartıyla bir hayvanı satmak gibi]

şeâir

Arapça · İsim

âdetler; törenler. [müfredi “şâire : alâmet, işâret” mânâsınadır]

شعائر

şehnâz

Farsça · İsim

müz. Türk müziğinin en eski mürekkep makamlarındandır. Çok güzel ve karakteristik bir makam olup, hicazkârın daha yumuşağı ve nazlısı, masal edâsına çok müsâit bir nev’idir. Eskiden pek çok kullanılmıştır; son zamanlarda orta derecede kullanılmıştır. Şehnaz, uzzal veyâ hicaz veyâ hümâyûn makamına, hüseynî aşîran (mi) p…

شهناز

şeker-âb

Farsça · Sıfat, Birleşik

dostluk arasına giren soğukluk, kırgınlık [şekerle su gibi uyuşamazlık]

شكر آب

şeker-bâr

Farsça · Sıfat, Birleşik

şeker yağdıran, etrâfa şeker saçarcasına tatlı

شكربار

şekl

Arapça · İsim

şekil, biçim, kılık

شكل

şemâtet

Arapça · İsim

birinin kötü durumda olmasına veya düşmesine sevinme

شماتت

şemse

Arapça · İsim

Güneş şeklinde yapılan işleme resim

شمسه

şer’iyye vekâleti

Birleşik

27 Mayıs 1336 târih ve 3 No. Büyük Millet Meclisi İcrâ Vekillerine dâir kanunla teşkîl olunan vekâlet. [3 Mart 1340 târih ve 429 Nolu Şer’iye ve Evkaf ve Erkân-ı Harbiye-i Umûmiye Vekâletlerinin ilgasına dâir olan kanunla ilga edilmiş ve yerine aynı kanunla “Diyânet İşleri Reisliği” makamı tesîs olunmuştur].

şerc

Arapça · İsim

anat. kıç, dübür, anus. [Arapçada : “ferc” mânâsına da gelir]

شرج

şevk

Arapça · İsim

şiddetli arzu; keyif, neşe, sevinç. [Türkçe'de : “ışık” mânâsınadır]

شوق

şibh-i cürm

Birleşik

huk. fâil, kusursuz veya haklı olduğu halde tazminat borcunun çıkmasına sebep olan davranışlar