zengûle

زنگوله

f.i.

Sözlük anlamı

  1. 1
    çıngırak
  2. 2
    müz. Türk müziğinin, Hicaz âilesinden, en eski basit makamlarından biridir. Bu makam az kullanılmış, fakat şedleri pek çok istîmâl olunmuştur (çargâhdaki şeddi şevk-efzâ makamında, yegâhdaki şeddi şedaraban, ıraktaki şeddi evcârâ, rasttaki şeddi hicazkâr ve zengüleli sûznâk, hüseynî aşîran’daki şeddi sûz-i dil, nevâdaki şeddi arabân). Zengûle, hayal ve esrâr telkîn eden bir makamdır. Hicaz beşlisi ile hicaz dörtlüsünden müteşekkildir. Beşli ile dügâh (lâ) perdesinde durur. Güçlü, beşlinin dörtlü ile birleştiği ses olan hüseynî (mi) perdesidir. Umûmiyetle çıkıcı olmakla berâber inici ve çıkıcı-inici şekilleri de kullanılmıştır. Niseb-i şerîfeden 7 tânesini muhtevî bulunmakla dizisi mülâyimdir. Donanımına “si” bakıyye bemolü ile “do” ve “sol” bakıyye diyezleri konulur (ilk iki ârıza hicaz beşlisi, sonuncusu hicaz dörtlüsü içindir; dörtlü için “fa” koma diyezi de kullanılabilir). Orta sekizlisindeki sesleri -pestden tîze doğru- şöyledir: dügâh, dik kürdî, nîm hicaz, nevâ, hüseynî, acem (veya dik acem), nîm şehnaz ve muhayyer. Remzi şudur: 6 + VI.