ki
كهf.e.
Sözlük anlamı
- 1 bir ismi veyâ zamiri bir cümleye bağladığı vakit o cümle, ismin sıfatı durumunda olur: bir adam ki söz dinlemez.. (= söz dinlemeyen bir adam).
- 2 bilmek, anlamak gibi bir hâlin açığa çıkışını veyâ görmek, işitmek gibi bir duyuşu bildiren fiillerle kurulan bir cümleyi başka bir cümleye bağladığı zaman ikincisi birincisinin fâili (*öznesi) veyâ mef’ûlü (nesnesi) hükmüne geçer: herkes bilir ki Dünyâ yuvarlaktır (= Dünyânın yuvarlak olduğunu herkes bilir).
- 3 birinci cümlede fiile belirsiz bir zarf, mütemmime (*tümlece) veyâ fâile (*özneye) sayı veyâ belirsizlik sıfatı geldiğinde ikinci cümle o fiili, mütemmimi (*tümleci) veyâ fâili (*özneyi) vasıflandırmış olur: öyle koşar ki arkasından kurşun yetişmez (= arkasından kurşun yetişemeyecek kadar koşar).
- 4 ikinci cümledeki hükmün birincideki işin yapılışı sırasında görülerek şaşıldığını belirtmeye yarar: geldim ki kimseler yok.
- 5 iki eksiksiz cümleyi bağladığı vakit ikincisi birincideki hükme bir delil teşkil eder: Ahmet çalışıyor ki siz onu seviyorsunuz.
- 6 ikinci cümle istek *kipinde veyâ üçüncü şahıs emir kipinde olduğu vakit bu cümle, birincisinin gayesini gösterir: oturdum ki biraz dinleneyim.
- 7 birinci cümle menfî (*olumsuz) olup, ikincisi yukarıdaki şekilde bulunursa, bu sonuncusu olamayacak bir netîce bildirir: sakalım yok ki sözüm dinlensin.
- 8 soru cümlelerini “bilmem” fiiline bağlayarak tereddüt veyâ çâresizlik anlatmaya yarar: bilmem ki öyle şey olur mu?
- 9 şikâyet veyâ kınama gibi duygular anlatmak için bir cümlenin sonuna getirilir: o, beni sevmez ki.
- 10 “o kadar, öyle bir” gibi belirsiz zarflarla yapılan ifâdelerin sonuna getirildiği zaman fiile çokluk mânâsını verir: o kadar eğlendik ki..
- 11 aynı belirsiz zarflar sıfat gibi kullanıldığı vakit beğenme veyâ şaşma duygusu anlatır: bana öyle bir kitap verdi ki.
- 12 bir soru cümlesinin sonuna getirildiği vakit tereddüt veyâ endişe anlatır: acaba gelmez mi ki.
- 13 bâzı kelimelerin sonuna, en çok, bir ek gibi eklenerek birtakım zarflar, yeni edatlar meydana getirir: “belki, çünki, halbuki, mâdem ki, oysaki, öyle ki, sanki, şöyle ki” gibi.