beyâtî-arabân

بياتى عربان

f.b.i.

Sözlük anlamı

  1. 1
    müz. Türk müziğinin mürekkep makamlarındandır. Çok eski bir terkip ise de, bir kaç asır tutulmuş ve XVIII. asrın son senelerinde Sâdullah Ağa tarafından tekrar ortaya atılarak ihyâ olunmuştur. Beyâtî-arabân, isminden de anlaşıldığı üzere araban (yâni şetaraban) makamına beyâtî ilâvesinden mürekkeptir. Terkîbindeki beyâtî ile, onun gibi dügâh [lâ perdesinde kalır; bu perde, şetaraban'ın da güçlüsü olmaktadır. Beyâtî'nin güçlüsü ve şetaraban'ın durağı olan nevâ] re perdesi, makamın birinci derece güçlüsüdür. Donanımına beyâtî'nin si koma bemolü ile şetaraban'ın yalnız mi bakıyye bemolü ve fa bakıyye diyezi ârızaları konulur. Lâhin içinde beyâtî icrâ olunurken son iki ârıza bekar yapıldığı gibi şetaraban için si bekar ve si bakıyye bemolü kullanıldığı da çok vâkidir. Ancak şetaraban'ın dördüncü ârızası olan do bakıyye diyezi'nin beyâtî araban'da bulunmayışı, eskiden yalnız “araban” diye anılan makamda do perdesinin natürel olarak kullanılması ve hattâ araban'ın yegâh gibi bâzan dügâh perdesinde de kalması ile alâkalıdır. Esâsen beyâtî arabân'da şetaraban dizisi bütün sesleriyle tam olarak yapılmaz. Beyâtî araban'ın terkîbi bu şekilde ise de, son yarım asırda biraz değişikliğe uğrayarak, bestekârlar tarafından hicâz beşlisinde fazla dolaşan bir karcığar gibi kullanılmağa başlanmıştır. Beyâtî makamının karcığar geçkilerine çok elverişli olması ve karcığar'ın sonunda da şetaraban başındaki beşli'nin bulunması buna sebebolmuştur. Esâsen güçlü, durak, hattâ donanım ve seyir husûsiyetleri karcığar ile müşterektir.