Arama sonuçları

Arama yeri
/ Aramaya git

Arama sonuçları

“âşinâ” için 662 sonuç

gûdek-âne

Farsça · Zarf

çocukçasına

گودكانه

gûy ü çevgân

İngilizlerin golf oyununa benzer şekilde, meydan topunun atlılar tarafından uçları eğri değneklerle atılması esâsına dayanan şark oyunu; bu hususta yazılmış Farsça bir eserin adı

güstâh-âne

Farsça · Zarf

küstahçasına, edepsizcesine, sıra saygı tanımaksızın

گستاخانه

güzîn

Farsça · Sıfat

seçen, seçilmiş, seçkin, beğenilmiş. Çihâr (çâr)-i yâr-i güzîn: Hz. Muhammed'in başlıca dört dostu: [Hz. Ebûbekir; Hz. Ömer; Hz. Osman; Hz. Alî]. Gûşe-güzîn-i uzlet: tenhalık köşesini seçmiş. Halvet-güzîn: tenhayı beğenen, seçen. Vahdet-güzîn: tek başına kalmayı seçen

گزين

hâcet-mend-âne

Arapça, Farsça · Zarf

ihtiyaçlı olarak, muhtaccasına

حاجتمندانه

hâfe

Arapça · İsim

kenar, sâhil, kıyı

حافه

hafîz

Arapça · Sıfat

Allah’ın adlarındandır; muhâfaza eden, saklayan, koruyan mânâsına gelir.

حفيظ

hâif-âne

Arapça · Zarf

hâifcesine, korkakcasına, ödlekcesine

خائفانه

hâifen

Arapça · Zarf

korkakcasına, korkarak

خائفا

hâkanî

hâkan ile ilgili, hâkana mensup. Defter-i hâkanî. Hudûd-i hâkanî: Osmanlı imparatorluğu sınırı. Kûs-i hâkanî: deve üzerinde taşınan en büyük davul, kös.

خاقانى

hâlet

Arapça · İsim

hâl, sûret, keyfiyet, *nitelik. [kelime, “hâl” kelimesinin eşiti ve müennesi olmakla berâber: “dikkate değer hal” mânâsına gelir]. El-hâletü hâzihi: şimdiki halde.

حالت

halîfe

Arapça · İsim

birinin yerine geçen kimse

خليفه

halvet-gâh

Arapça, Farsça · İsim

halvet yeri, gizli görüşülecek yer, yalnız başına oturup ibâdetle vakit geçirilen yer

خلوتگاه

halvet-hâne

Arapça, Farsça · İsim

dinlenme yeri; yalnız başına oturulup ibâdetle vakit geçirilen yer

خلوتخانه

hammâl-âne

Arapça, Farsça · Zarf

hamala yakışacak sûrette, hamalcasına

حمالانه

Hamza

Arapça · İsim, Özel isim

Abdülmuttalib’in oğlu ve Hz. Muhammed’in amcasıdır. Önce Hâşimîlerin, doğmakta olan İslâm dînine karşı gösterdikleri düşmanlığa iştirâk etmiş, fakat sonra Ebû Cehl’in, muhâsamada ileriye gitmiş olmasına hiddetle ilk vahiy gelişinin ikinci, yâhut altıncı senesi Peygamberimize îmân ve iltihak etmiştir; Uhud Gazâsı’nda şe…

حمزه

harf-i şemsî

gr. başına “el” (harfi tarif) geldiği zaman bu harfi tariften sonra gelen kelimeyi şeddeli okutan harf, güneş harfi: ر، ز، س، ش، ص، ض، ط، ظ، ن، ت، ث، د، ذ

harîm

Arapça · Sıfat, İsim

biri için kutsal olan şeyler

حريم

hasm-âne

Arapça, Farsça · Zarf

düşmancasına

خصمانه

haşmet-li

haşmet sâhibi mânâsına olup ecnebî hükümdarlarına verilen bir ünvandır.

haşv

Arapça · İsim

minder, yastık gibi şeylerin içine doldurulan pamuk, kıtık, kuru ot

حشو

hatîb-âne

Arapça, Farsça · Zarf

hatibcesine, hatiblere, güzel söz söyleyenlere yakışırcasına; nutuk söylercesine

خطيبانه