Arama sonuçları

Arama yeri
/ Aramaya git

Arama sonuçları

“âşinâ” için 662 sonuç

kitâbet-i fâside

huk. [eskiden] şart-ı fâside mukarin olan mükâtebedir ki, fâsiden mün’akit olur. Meselâ: [iki taksitte ellişer liradan yüz lira vermek ve bir taksit zamanında verilmediği takdirde on lira daha verilmek şartıyla yapılan kitâbet bu kabildendir. Bu bedeli tediye hâlinde ıtk tahakkuk eder. Bununla berâber bu kitâbeti mevlâ…

kûçek

Farsça · İsim

müz. Türk müziğinin en eski mürekkep makamlarından biri. Sabâ makamı ile ondan evvel gelen aşîran (mi) perdesine nakledilmiş bir hüseynî beşlisinden mürekkeptir. Sabâ ile dügâh (lâ) perdesinde durur. Güçlü birinci derecede -sabâ’nın güçlüsü olan- çârgâh, ikinci derecede de -beşlinin durağı olan- aşîran (mi) dır. Donanı…

كوچك

kuddise

Arapça · Nida

“mukaddes, mübârek olsun!” mânâsına gelen ve ermişler hakkında kullanılan bir duâ

قدس

kudret-i külliyye

psik. esbâb ve alâtın selâmeti mânâsınadır ki, bir şeye temekkün ve iktidar demektir. İnsan bununla bir işi yapıp yapmamaya mütemekkin ve muktedir olur. [şuradan kalkıp gidebilmek iktidârı kudret-i külliyedir].

Kur’ân

Arapça · İsim

Hz. Muhammed’e inen kutsal kitap. Hâfız-ı Kur’ân: Kur’ân’ı, başından sonuna kadar ezberlemiş olan kimse. [kelime Arapçada: 1) usul ve saygı ile okumak; 2) “zammetmek, cem’etmek” mânâsına gelir].

قرآن

kûs

Farsça · İsim

kös, eski savaşlarda, alaylarda deve veyâ araba üstünde taşınarak çalınan büyük davul

كوس

küsûf

Arapça · İsim

astr. Güneş’in tutulması, Ay’ın, Dünyâ’mız ile Güneş arasına girerek gölgesiyle Güneş’i kısmen veyâ tamâmen örtmesi

كسوف

lâ’netullâhâne

Arapça · Zarf

Allah’ın lâ’netine uğramışçasına, uğramış gibi

لعنة اللهانه

lala-dâş

Farsça, Türkçe · İsim

tar. Osmanlı sarayındaki acemilerin “kardeş” mânâsına gelen birbirlerine söyledikleri söz

لالاداش

lebbeyk

Arapça · Nida

“buyurunuz, emir sizindir efendim!” mânâsına kullanılan bir kelime. [hac farîzasının icrâsı esnâsında bu kelime ile başlayan muayyen duâlar söylenir ki buna “telbiye” denir].

لبيك

leng-âne

Farsça · Zarf

topalcasına

لنگانه

li-

Arapça · Edat

“için, ötürü, dolayı, yüzünden” mânâsına gelir. li-zâlike: bundan dolayı, onun için.. gibi.

ل

livâz

Arapça · İsim

sığınmak

لواذ

ma’sûm-âne

Arapça, Farsça · Zarf

ma’sumcasına, ma’sûm olana yakışacak sûrette

معصومانه

ma’tûh-âne

Arapça, Farsça · Zarf

bunamışçasına, bunakçasına

معتوهانه

maârif-perver-âne

Arapça, Farsça · Zarf

maârifpervercesine, maârifi korurcasına

معارفپرورانه

mâdde-i mahsûsa

huk. bir kimseye, o kimsenin halkın nefret ve hakaretine maruz kalmasına sebep olacak yolda belli bir fiil isnat etme

maglata-perdâz-âne

Arapça, Farsça · Zarf

maglata-perdâzcasına, şaşırtacak, yanıltacak söz söyleyene yaraşır sûrette

مغلطه پردازانه

magşi-yâne

Arapça, Farsça · Zarf

baygıncasına; bayılmış gibi

مغشيانه

mağmûm-âne

Arapça, Farsça · Zarf

mağmumcasına, gamlı, kederli olarak

مغمومانه

mağrûr-âne

Arapça · Zarf

mağrurcasına, güvenilmeyecek bir şeye güvenerek, kendini beğenerek

مغرورانه

mâh-çe

Farsça · İsim

küçük ay

ماهچه

mahallî sâat

astr. her hangi bir yerin mahallî saati, o yerin nısf-ün-nehâr (meridyen) ından Güneş’in tam on ikide geçmesi esâsına dayanılarak hesaplanan saattir. [meselâ: Greenwich’de saat 14.00 iken Türkiye’nin saat mebdei olan Afyon tûlünde Güneş tam nısfün-nehâr üzerinde olduğundan, Afyon’un mahallî hakikî saati 12.00 dir].